FORUM YÖNETMENİ: Hamdi DAĞ., GSM: 0535.799 23 35 e.MAİL: std.genelmerkez@gmail.com & surdurulebilirtarim@yahoo.com.tr

2 Ocak 2018 Salı

Organik (ekolojik) tarım, belirli kural ve gereklilikler çerçevesinde yapılan ve doğayı sömürmeyen sürdürülebilir tarım yöntemidir.

Organik Tarımın Önemi

Ürün yetiştirilmesi, toplanması, hasat, kesim, işleme, ambalajlama, etiketleme, muhafaza, depolama, taşıma ile ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar olan diğer işlemlerde kimyasal madde veya tarım ilacı kullanılmadan yapılan tarım “organik tarım” olarak tanımlanır.
Organik (ekolojik) tarım, belirli kural ve gereklilikler çerçevesinde yapılan ve doğayı sömürmeyen sürdürülebilir tarım yöntemidir.

Organik tarım tanımlamalarının çoğunda bu sürdürülebilirlik kavramı ön plana çıkmaktadır. Sürdürülebilir tarım kavramı genel olarak yalnızca doğal kaynakların uzun vadede korunması ve verimliliklerinin garanti altına alınması ile kalmamakta; ekonomik, sosyal ve ekolojik açıdan dengeli tarım sistemini ifade etmektedir (Francis ve Youngberg, 1990). Diğer taraftan, organik tarımda çiftlik tüm unsurlarıyla (çiftçi, toprak, organik materyaller, iklim, bitkiler, hayvanlar vd.) birlikte, bir bütünü oluşturmak için etkileşim halinde olan ve yaşayan bir organizma olarak görülmektedir (Lampkin, 1990). Bu yüzden organik tarımı, üretimde kullanımı yasaklanan veya izin verilen girdiler ile tanımlamak yerine; üretime “bütünsel” (holistic) bir yaklaşım olarak görmek gerekmektedir.
Ancak, uygulamada organik tarımı diğer sürdürülebilir tarım sistemlerinden (alternatif, biyodinamik, yeniden üretken, düşük dış girdili vd.) ayırmada, organik olmayan (inorganik) gübreler ve sentetik tarım ilaçlarının kullanımından kaçınma unsuru kullanılmaktadır. Özellikle pazarlama sistemi açısından, organik tarımı diğer sistemlerinden ayırt eden en önemli faktörler arasında yasal standartlar, kontrol ve sertifikasyon işlemleri sayılabilir (Tate, 1994; Lampkin, 1996; Demiryürek, 2000).
Organik tarım, ekolojik sistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmaya yönelik, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini içermekte olup, esas olarak sentetik kimyasal tarım ilaçları, hormonlar ve mineral gübrelerin kullanımını yasaklaması yanında, organik ve yeşil gübreleme, münavebe, toprağın muhafazası, bitkinin direncini artırma, doğal düşmanlardan faydalanmayı tavsiye eden, bütün bu olanakların kapalı bir sistemde oluşturulmasını öneren, üretimde sadece miktar artışının değil aynı zamanda ürün kalitesinin de yükselmesini amaçlayan alternatif bir üretim şeklidir.

Üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimidir. 
Ekosistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmaya yönelik, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini içermektedir.

Günümüzde insanın sağlığı ile oynamamak ve organik ürün yetiştirmek için tarımda gereken önem ve çalışmalar yapılıyor olması gerekiyor. Ayrıca tarımsal alanda organik tarımı teşvikler ile desteklendiği görülüyor. Yurt dışından ucuz ithal edilen hormonlu gıdalar ve organik olmayan ürünlerin insan sağlığını ne kadar çok tehdit ettiğini biliyoruz.
Son yıllarda gerek tarımsal ilaçların, gerekse gübrelerin bilinçsizce kullanımı bitkisel üretimde artışın yanında kalitesiz ve insan sağlığını tehdit edecek ürünlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Toprağın derinlerine sızan fosfor ve nitrat, tatlı su kaynaklarına ulaşmakta bu da insan, evcil hayvan ve yaban hayatı açısından ciddi problemlere yol açmaktadır. Ayrıca kimyasal tarım ilaçları toprakta birikmekte, bitki sağlığını olumsuz yönde etkileyerek ekolojik dengeyi bozmaktadır.
Özellikle 1960’lı yıllarda başlatılan ve adına kısaca “Yeşil Devrim” denilen tarımsal üretim teknikleri ile verimde % 100’e varan artışlar sağlanmıştır. Üretimdeki bu patlama, yüzyılın en önemli teknolojik başarılarından biri olarak kabul edilmektedir. Ancak, geleneksel üretim teknikleri ekosistemin hızlı bir şekilde bozulmasına neden olduğu için, sürdürülemeyecek bir gelişmenin de eşiğine gelinmiştir (Ak, 2004).
Günümüzde bu uygulamalar doğal dengenin bozulmasına olan etkileri ve besin zinciri yoluyla insanın yanı sıra tüm canlılara ulaşabilen yaşamsal tehlike yaratma özellikleri ile sanayi ya da kentsel kirlilikler kadar dikkat çekmeye başlamıştır (Turhan, 2005).

Ortaya çıkan olumsuzluklar sonucunda, tarımda doğanın dengesini bozmadan ürün kalitesini yükseltmek ve güvenilir, sağlıklı gıdalar üretmek gerekliliği anlaşılmıştır. Bu amaçla yapılan çalışmalar neticesinde “Organik Tarım” ortaya çıkmıştır. Küresel kirliliğin artmasıyla birlikte gerek uluslararası gerekse ulusal düzeyde organik tarıma yönelik bir takım düzenlemeler yapılmakta ve organik tarım üretimi artmaktadır (İpek ve Yaşar Çil, 2010).
Dünya’da Organik Tarım
Organik tarım, ilk kez Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde başlamış ve daha sonra diğer ülkelere yayılmıştır. Organik tarıma olan ilginin artması ise çevre ve sağlık ile ilgili endişelerin artması ve sosyo-ekonomik koşulların gelişmesi gibi faktörlerden kaynaklanmaktadır.
Organik tarım ve gıda ürünlerine tüketici talebinin artması sonucu organik tarımı benimseyen çiftçi sayısı da doğal olarak artmıştır. Bu talebin büyümesi aynı zamanda uluslararası ticareti de geliştirmiştir. Kendi ülkelerinde organik ürünler için iç pazar ve talep olmadığı halde bazı ülkeler, Avrupa’da yetişmeyen ve talep edilen organik ürünleri üretmeye ve ihraç etmeye başlamışlardır.
Organik tarım neredeyse dünyadaki tüm ülkelerde yapılmakta ve organik üretim alanları giderek artmaktadır. Organik Tarım Araştırma Enstitüsü (FİBL)’nün en son Küresel Organik Tarım İstatistikleri’ne göre 2009 yılında dünyada 160 ülkede yaklaşık 37.2 milyon hektar organik tarım alanı bulunmaktadır. Bu alanlar, dünyadaki toplam tarım alanlarının yalnızca % 0.9’unu oluşturmaktadır. Bu alanın büyük kısmı Avustralya (12.0 milyon hektar), Arjantin (4.40 milyon hektar), ABD (1.95 milyon hektar), Çin (1.85 milyon hektar), Brezilya (1.77 milyon hektar), İspanya (1.33 milyon hektar) ve Hindistan (1.18 milyon hektar)’da bulunmaktadır. (Willer ve Klicher, 2011). 
Türkiye’de Organik Tarım
Türkiye’de Organik Bitkisel Üretim Türkiye’de organik tarım faaliyetleri 1986 yılında, Avrupa’daki gelişmelerden farklı şekilde, ithalatçı firmaların istekleri doğrultusunda ve ihracata yönelik olarak, Ege Bölgesi’nden kuru üzüm ve kuru incir ihracatıyla başlamıştır (Bakırcı, 2005).  

Ege Bölgesi, Türkiye’de organik tarımın ilk olarak başladığı yöre olmakla birlikte, halen organik üretim ve ihracatının önemli kalemlerin başında gelen kuru üzüm ve kuru incirin üretim merkezi olması nedenleriyle organik tarımda en önemli bölge konumundadır. Ülkemizde organik tarım, geleneksel ihraç ürünlerimizden kuru üzüm ve kuru incir ihracatı ile başlamış ve daha sonraki yıllarda hızla gelişme göstererek 2013 yılı verilerine göre hammadde bazında 213 ürüne ulaşmıştır. Ürün sayısı, bu hammaddelerden elde edilen işlenmiş ürünlerle birlikte düzenli bir artış göstermektedir. Başlangıçta organik tarımın gelişmesine yardımcı olan kuru ve kurutulmuş meyveler ile organik pamuk pazarında Türkiye halen lider ülkeler arasında yer almaktadır. Son yıllarda destek politikaları ve sivil toplum kuruluşlarının çabalarıyla iç pazarda Ekolojik ürünlere olan ilgi de artış göstermektedir. Bu anlamlı artışa organik semt pazarları önemli bir katkı sağlamıştır (Anonim, 2015).
Organik üreticilerinin % 39’u, organik üretim alanlarının % 29’u Ege bölgesinde yer almaktadır. İller bazındaki organik işletme sayılarına bakıldığında 2.775 üreticiyle Aydın’ın ilk sırada yer aldığı görülmektedir. İkinci sırada ise 1.085 üreticiyle Manisa, üçüncü sırada ise 947 üreticiyle İzmir gelmektedir. Üretim alanı olarak ele alındığında 14.345,22 hektar alanla en büyük organik üretim alanı Aydın’da bulunmaktadır İhracatımızın yapıldığı ülke sayısı ise 32 olup, AB ülkeleri en önemli ihraç pazarlarımızı oluşturmaktadır. AB ülkeleri dışında, Kuzey Avrupa ülkeleri, ABD, Kanada ve Japonya’da ülkemiz için çok önemli pazarlardır. Türkiye’de organik ürün ihracat değerlerinin 2014 yılı ETO verilerine göre 350-400 milyon USD civarında olduğu belirtilmektedir  (Anonim, 2015).
 
Ülkemizdeki organik üretim, yurtdışından gelen taleplerin artması, üniversite, araştırma kuruluşları, sivil toplum kuruluşları (STK), yerli tüketicilerin ve kamuoyunun konuya ilgi göstermesi, iç pazarın oluşumu vd. gelişmeler sonucu hızla artmaktadır (Aksoy ve Altındişli, 1999; Kenanoğlu ve Karahan, 2002; Demiryürek ve ark., 2008). Türkiye’de organik tarım son 20 yıllık dönemde hızla gelişmiştir.
Bu artışların üretici sayısı ve alandaki artışlardan kaynaklandığı söylenebilir. Özellikle, 2008 ile 2010 yılları arasında organik üretim alanı 3.5 kat ve organik üretim yapan üretici sayısı ise neredeyse 2 kat artmıştır. Bu yıldaki aşırı artış göz ardı edilse bile, 1990 ve 2010 dönemde yetiştirilen organik üretim çeşidi 27 kat, organik üretici sayısı 134 kat ve organik üretim alanı 370 kat artmıştır. Bu gelişmeler sonucu Türkiye AB’ne organik ürün ihraç eden önemli ülkeler arasına girmiştir. 
Organik Tarımın Amacı Nedir?
  • Hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmak,
  • İnsana ve çevreye dost üretim sistemlerini geliştirerek uygulamaya koymak,
  • Üretimde ürün miktarının artması değil, temiz ve kaliteli gıda üretimin sürekliliğini sağlamaktır.
                            
Organik Tarımın Faydaları Nelerdir?
  • Kaybolan doğal denge yeniden sağlanabilir,
  • Kontrollü, sertifikalı ve insan sağlığına zararsız ürünler üretilir,
  • Toprak verimliliği artar,
  • Toprak, su kaynakları ve havayı kirletmeden çevre, bitki hayvan ve insan sağlığı korunur,
  • En önemlisi ise ürün kalitesi artar.
Organik tarımın geçmişi 20. yüzyıla dayanmaktadır. Zira çevre bilinci ve ozon tabakasındaki incelme ve dünya geleceğinin tehlikeye girmesi gibi konular gündeme gelmiştir.
Neden Organik Tarım Yapmalı?
  • Gelecek nesilleri korumak,
  • Kimyasalların insanlar, çevre ve hayvanlar üzerindeki olumsuz etkilerinden korunmak,
  • Toprak verimliliğini ekolojik koşulları göz önüne alarak doğal yollarla uzun dönem için sağlamak,
  • Toprak ve genetik kaynak erozyonunu önlemek,
  • Su miktar ve kalitesini korumak,
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmak ve enerji tasarrufu yapmak,
  • Üretici ve tarımsal işletmelerde çalışan insanların sağlığını korumak,
  • Küçük çiftçilerin güvenliğini üretim döngüsü veya gelir düzeylerini arttırarak sağlamak,
  • Ekonomiyi desteklemek,
  • Sağlıklı ve besin kalitesi yüksek ürün elde etmek.         
Organik Ürünler İle Organik Olmayan Ürünler Arasındaki Temel Farklar
Organik Ürünler
  • Renklendirici kimyasal madde kullanılmadığı için, marketlerde yer alan ürünlerden daha farklı (doğal) renktedir.
  • Ürün doğal koşullar altında yetiştirildiği için dalında erken olgunlaşıp körpeliğini kaybedebilir.
  • Eşit büyüklükte ve göz alıcı olmayabilir.
  • Soğuk hava depolarında bekletilmeden ve dondurulmadan sevk edildiği için taşıma esnasında zarar görebilir.
  • Genetik organizması değiştirilmediğinden sertliği ve dayanıklılığı daha az olabilir.
  • Her aşaması kontrollü üretildiğinden ürün sağlıklıdır.
  • Diğer gıdalara göre daha lezzetlidir.
  • Doğal kokusu ve tadı vardır.
  • Genellikle ürünler mevsimine uygun olarak yetiştirilir. Hiçbir katkı maddesi kimyasal kullanılmaz.
  • Diğer gıdalardan daha fazla C vitamini, kalsiyum, demir ve ayrıca krom gibi mineral, enzim, mikro besleyiciler ve kanserle savaşan antioksidanlar içerir.
Organik Olmayan Ürünler
  • Genetiği değiştirilerek sert kabuklu ve nakliyeye dayanıklı hale getirilebilir. Taşımacılık esnasında zarar görmez.
  • Kimyasallar kullanılarak olgunlaştırılır.
  • Güzel gözükmesi için genetik manipülasyonlarla renklendirilmiştir.
  • Aynı büyüklükte ve şekilde olmaları gelişim düzenleyici kimyasallar ile sağlanabilir.
  • Üzerinde kimyasal ilaç kalıntısı (yıkansa da çıkmayabilen) bulunabilir.
  • Sağlığınızı tehdit eden organizmalar içerebilir.
  • Soğuk hava depolarında dondurularak haftalar sonra satışa sunulabilir.
  • Yılın her mevsimi her ürün (mevsim dışında ışık, ısı ve kimyasal maddeler kullanılarak) üretilmektedir.
  • Lezzeti ve kokusu farklıdır.
Organik Tarım Yöntemleri?
1. Tohum Seçimi: Ekilecek tohumun genetiği değiştirilmemiş, biyolojik özellikte, organik tarım yöntemiyle üretilmiş olması gerekir. Melez veya hibrit tohumlar organik tarımda kullanılabilir.
2. Fideler: Kullanılacak fideler organik tarım yöntemiyle elde edilmiş tohumlardan veya ana fidelerden elde edilmelidir.
3. Bitki Besleme ve Toprak Islahı: Toprağın verimini artırmak için kullanılacak ıslah maddeleri: ahır gübresi, kümes atıkları, kompost, tarım kireci, organik atıklar, pit ve torflar, perlit, fosfat ve potas kayası gibi maddelerdir.
4. Zararlılarla Mücadele: Bitki zararlıları ve mantarların verdiği zararı azaltmak için bitkisel yağlar, bordo bulamacı, odun külü, arap sabunu, kaya unu, tütün suyu, sarımsak suyu, kekik suyu, acı biber suyu, ısırgan otu suyu, domates, patates yaprakları, beyaz kil, kükürt, bakır, kireç ve süt gibi doğal maddeler kullanılır. Ayrıca ışık ve renk tuzakları kullanılarak böcekler bitkilerden uzaklaştırılır.
5. Sulama: Sanayi ve şehir atık suları, drenaj suları kullanılamaz. Salma sulama kullanılamaz. Karık sulamaya sadece zorunlu hallerde izin verilir. Yağmurlama ve damla sulama yöntemi kullanılır.
6. Hasat: Hasatta kullanılacak makinelerin temiz olması, organik ürünle temas edecek kısımları yıkanması gerekir. El ile yapılacak hasatlarda eldiven kullanılmalı, ürünü toplarken tahta, hasır, kağıt, karton gibi maddelerden yapılmış kutu ve sandıklar ile pamuk ve kendirden yapılmış bez gibi organik kaplar kullanılmalıdır.
7. Depolanması ve Satışı: Organik ürünler konvansiyonel ürünlerle ayrı depolanmalıdır.
Karbondioksit gazı tankı dışında kimyasal kullanılmaz. Organik ürünler kimyasal maddelerle yıkanmaz. Otoyol kenarlarında açıkta bekletilemez ve ambalajsız satılamaz. 
Organik Tarımda Verimi Artırmak İçin Neler Yapılmalı?
Ekim Nöbeti: Belli bir rotasyon çerçevesinde her yıl farklı bitkiler ekilerek toprağın dinlendirilmesi gerekir. Yorulan toprakta marul, ıspanak gibi toprağı yormayan bitkiler veya baklagiller gibi toprağa katkı sağlayan bitkiler ekilmelidir.
Toprak Seçimi: Humuslu, tınlı, suyu rahat emen geçirgen toprak tercih edilir.
Toprağın İşlenmesi: Pulluk gibi toprağı derinden kazan tarım aletleri azot bakterilerine zarar verdiği için ortalama 5 yılda bir kullanılmalıdır. Dayanıklı, sağlıklı tohum ve bitki çeşitleri seçilmelidir.
Korunaklı Arazi: Aşırı rüzgar almayan, erozyon riski olmayan bir arazi tercih edilmelidir.
Kardeş Bitkiler: Birbirini koruyan bitkilerin birlikte ekilmelidir. Örneğin, kadife çiçeği birçok sebzenin kökünü nematot zararlılarından korur. Bitki yerine toprak gübrelenmelidir. Yabani ot kontrolünde doğru ekim ve sulama yöntemleri kullanılmalıdır. Hastalık ve zararlılarla mücadele yerine çıkış sebepleri araştırılmalı ve çözülmelidir. Yararlı böceklerden ve kuş, kurbağa gibi zararlı böcekleri yok eden canlılardan faydalanılmalıdır.
Malçlama gibi toprağın verimini artıran uygulamalar yapılmalıdır. Sulamada kullanılan suyun pH değeri toprağın pH değerine göre belirlenmelidir ve gerek görülüyorsa kireç-kükürt uygulaması yapılmalıdır.

Zengin biyolojik çeşitlilik, göreceli olarak temiz ekolojik alanlar, hastalık ve zararlılara dayanıklı bitki çeşitleri ve düşük kimyasal girdi kullanım düzeyi gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de organik tarımın gelişmesi için başlıca avantajlar arasında yer almaktadır.
Ülkemiz ekolojisi, coğrafi ve topografik yapısı, çeşitli iklim özellikleri nedeniyle birçok ürünü (bazı tropik meyveler hariç) yetiştirmeye imkan tanıyan büyük bir potansiyele sahiptir. Üstelik Türkiye’nin tarımsal üretim sistemi çok geniş bir alana yayılmıştır ve sanayileşmiş ülkelerle karşılaştırıldığında tarımda birim alana kimyasal girdi kullanım oranı çok düşüktür.
Bu yüzden, ülkemiz tarım alanlarında yoğun kimyasal kirlilik bulunmamaktadır. Özellikle Türkiye’nin organik tarıma geçişi, diğer sanayileşmiş bölgelere oranla daha kolaydır. Bu durumda Türkiye, birçok gelişmiş ülkenin sorunu olan yoğun kimyasal girdili tarımın yarattığı çevre sorunlarından sakınabilecektir.
Kaynaklar:
  1. Ak, İ., 2004. Ekolojik Tarım ve Hayvancılık. Süleyman Demirel Üniversitesi, 490–497 s.  http://bit.ly/2a8iMnV (Erişim: 07.11.2011).
  2. Anonim, 2011. T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, http://bit.ly/2a6wcgd (Erişim: 10.01.2011).
  3. Anonim, 2015. Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği, http://bit.ly/2ae2RC7 (Erişim: 01.01.2015).
  4. Bakırcı, M., 2005. Türkiye’de Organik Tarımın Geleceği ve Türkiye-Avrupa Birliği (AB) Tarım Müzakerelerine Etkisi. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü, Coğrafya Dergisi. Sayı:13.67-83 s. İstanbul.
  5. Demiryürek, K., 2000. The Analysis Of Information Systems For Organic And Conventional Hazelnut Producers İn Three Villages Of The Black Sea Region, Turkey. Phd Thesis. Reading: The University Of Reading, UK.
  6. Demiryürek, K., C. Stopes and  A. Güzel, 2008. Organic Agriculture: The Case of Turkey. Outlook on Agriculture, 37 (4), 7-13. Demiryürek, K. and V. Ceyhan, 2008. Economics of Organic and Conventional Hazelnut Production in Turkey. Renewable Agriculture and Food Systems, 23 (3), 217-227.
  7. Francis, C.A. And G. Youngberg, 1990. Sustainable Agriculture: An Overview. C.A. Francis, C.B. Flora Ve L.D. King (Eds). Sustainable Agriculture İn Temperate Zones. New York: John Wiley And Sons.
  8. İpek, S. Ve Yaşar Çil, G., 2010. Uluslararası Ticari Boyutuyla Organik Tarım ve Devlet Destekleri. Girişimcilik ve Kalkınma Dergisi, (5:1), 135 – 162 S. Çanakkale.
  9. Kenanoğlu, Z. and  O. Karahan, 2002. Policy Implementations for Organic Agriculture in Turkey, British Food Journal, Vol. 104(3-5), pp.300-318 (19).
  10. Lampkin, N., 1990. Organic Farming. Ipswich: Farming Press.
  11. Lampkin, N., 1996. Impact Of EC Regulation 2078/92 On The Development Of Organic Farming İn The European Union. Working Paper No.7. Aberystwyth: Welsh Institute Of Rural Studies.
  12. Tate, W.B., 1994. The Development Of The Organic Industry And Market: An International Perspective. Lampkin N.H. And S.  Padel. The Economics Of Organic Farming: An International Perspective. Wallingford: Cab.
  13. Turhan, Ş., 2005, Tarımda Sürdürülebilirlik ve Organik Tarım. Tarım Ekonomisi Dergisi, Cilt:11 Sayı:1 İzmir.
  14. Willer, H. And L. Klicher,  2011. The World Of Organic Agriculture. Statistics And Emerging Trends 2011. Fibl-Ifoam Report. Ifoam, Bonn And Fibl.
Görseller:
Yazara aittir.

28 Aralık 2017 Perşembe

TARIM DÜNYASI'NDAN & TARIMDA 2017'DE NE OLDU?.. Ali Ekber YILDIRIM

TARIM DÜNYASI'NDAN & TARIMDA 2017'DE NE OLDU?..
Ali Ekber YILDIRIM,  aey@dunya.com - 28 Aralık 2017
Bir yılın daha sonuna geldik. Savaşlar, terör olayları, gerginlikler, kutuplaşma, iklim değişikliği, hızla artan otoriterleşme dünyayı her geçen gün yaşanmaz hale getiriyor.
Bu yılın son yazısında 2017'ye damgasını vuran gelişmeleri özetliyoruz:
1- Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2017 yılının ilk 9 aylık döneminde Türkiye ekonomisi yüzde 7.4 büyürken, aynı dönemde tarım yüzde 3.3 büyüdü. Yılın üçüncü çeyreğinde fark çok daha büyük. Üçüncü çeyrekte ekonomideki büyüme yüzde 11.1 ile rekor kırarken, tarımdaki büyüme sadece yüzde 2.8 oldu.
2- Tarımsal destekleme bütçesi 2017 yılı için 12.8 milyar lira olarak belirlendi. Son 7 yılda olduğu gibi 2017'de de tarım desteklerini ilk olarak DÜNYA gazetesinde yayımladık. 5 Haziran 2017'de açıkladığımız destekler, 18 Ağustos 2017 tarihli Resmi Gazete'de aynen yayınlanarak yürürlüğe girdi. Destekler ilk kez bu kadar geç açıklanmış oldu.
3- Milli Tarım Politikası 1 Ocak 2017 itibariyle uygulamaya konuldu. Bitkisel üretimde havza bazlı destekleme modeli ile 941 havzada belirlenen 21 ürün desteklendi. Destek ödemeleri iki taksitte ödendi. Hayvancılıkta ise "yetiştirici bölgesi" besi bölgesi" ile "süt ve sanayi bölgesi" oluşturularak destekler farklılaştırıldı.
İthalatın altın yılı
4- Tarımda ithalatın "altın yılı" olarak tarihe geçecek olan 2017'de gıda fiyatlarının düşürülmesi ve enflasyonla mücadele programı çerçevesinde hububat, bakliyat, yem hammaddeleri, canlı hayvan ve kırmızı ette gümrük vergileri düşürüldü veya sıfırlandı.
5- Canlı hayvan ve kırmızı ette Et ve Süt Kurumu'na, hububat ürünlerinde Toprak Mahsulleri Ofisi'ne sıfır gümrükle ithalat yetkisi verildi.
6- Hububatta hasat başlarken, 27 Haziran 2017 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile yüzde 130 olan gümrük vergisi buğday ithalatında yüzde 45'e, arpada yüzde 35'e, mısırda ise yüzde 25'e düşürüldü. Aynı gün canlı büyükbaş hayvan ithalatında gümrük vergisi yüzde 135'ten yüzde 26'ya düşürüldü. Karkas ette ise yüzde 100 ile yüzde 225 arasında değişen gümrük vergisi oranı yüzde 40'a düşürüldü. Besilik hayvan ithalatında daha önce gümrük vergisi yüzde 60'tan 10'a indirildi.
7- Bakanlar Kurulu'nun 22 Kasım 2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararlarıyla yağlı tohumlar, tıpta kullanılan bitkiler, saman ve kaba yemi de kapsayan ürünlerle hayvan yemlerinde gümrük vergisi oranları yeniden belirlendi. Kaba yem ve kepek türlerinde gümrük vergisi sıfırlanırken, bazı ürünlerde yüzde 10, bazılarında ise yüzde 20'ye indirildi.
8- Resmi Gazete'nin 2 Aralık 2017 tarihli sayısında yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile nohut, kuru fasulye, barbunya ve börülce türlerinin ithalatında da gümrük vergisi sıfırlandı. Uygulama 1 Haziran 2018'e kadar sürecek.
Bakan değişince politika da değişiyor
9- Bakanlar Kurulu'nda yapılan değişiklik kapsamında temmuz ayında Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik görevi Ahmet Eşref Fakıbaba'ya devretti. Her bakan değişikliğinde olduğu gibi, üst düzey bürokratlar ve tarım politikasında değişiklikler oldu.
Fakıbaba hem kadroyu hem de politikayı değiştirerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "halk ucuz et yesin" talimatı doğrultusunda kırmızı ete odaklandı. Et ithalatının 3 yıl daha devam edeceğini açıkladı. Canlı hayvan ve kırmızı et ithalatı daha da artırıldı. İki market zincirinde "ucuz et" satışına başlandı.
10- Tarım sektöründe verilen kredilerin yüzde 60'ını tek başına karşılayan, tarım desteklerinin çiftçiye ulaşmasında ve daha pek çok tarımsal hizmeti olan Ziraat Bankası Varlık Fonu’na devredildi.
11- Geçen yıl olduğu gibi 2017'de de Rusya ile domates krizinin yankıları devam etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in hemen her görüşmesinde domates konusu gündeme geldi. Rusya'nın Türkiye'ye uyguladığı ambargoya karşı, Türkiye'de Rusya'dan aldığı 6 tarım ürününü Dahilde İşleme Rejimi kapsamı dışına çıkararak ithalatı fiilen durdurdu. Domatese karşı buğday kozunu kullanan Türkiye, 45 gün sonra bu engellemeden vazgeçti. Rusya'nın domates ithalatına yasağı ise yılın son dönemine kadar devam etti. Rusya, ekim ayında 3 firmaya 50 bin ton domates ithalatı için izin vermesi ile kriz aşıldı.
Piyasalara müdahale edildi
12- Toprak Mahsulleri Ofisi 8 yıl aradan sonra fındık piyasasına müdahale etti. Bakanlar Kurulu tarafından ilk kez 2006-2007 sezonunda fındık almakla görevlendirilen Ofis, üç sezon üst üste fındık aldıktan sonra piyasadan çekildi. Bu sezon fındık fiyatının düşmesi ile tekrar fındık almakla görevlendirildi. Ayrıca, TMO, ilk kez Ege Bölgesi'nde kuru üzüm alımı ile görevlendirildi. Et ve Süt Kurumu'nun kırmızı et ve süt piyasasına müdahalesi sürdü.
13- Türkiye’de genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) üretimi ve gıdada kullanımı yasak olmasına rağmen Adana'da üretilen ekmekte GDO tespit edildi.
14- Türkiye 5 yıl aradan sonra 2017'de tekrar saman ithal etti.
15- Cumhuriyet Halk Partisi, ülkenin değişik bölgelerinde tarım toplantıları yaparak ürün bazında çiftçilerin sorunlarını gündeme taşıdı. Ordu'dan Giresun'a kadar yapılan fındık yürüyüşü ise büyük yankı uyandırdı.
16-Malatya kayısısı Avrupa Birliği'nden coğrafi tescil aldı.
17- Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018-2022 Stratejik Planı'nı yayınladı.
18- Zeytin sahalarını madencilik yatırımları ve imara açacak olan yasa tasarısı 7. kez Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde reddedildi.
19- Dünyanın en büyük zeytinyağı müzesi, "Köstem Zeytinyağı Müzesi" İzmir Urla'da açıldı.
20- Antalya'da yaşanan hortum, milyonlarca lira zarara neden oldu.
21- Dünyanın en büyük traktör üreticilerinden Mahindra yüzde 100 yerli olan Erkunt Traktör'ü satın aldı.
22- Çin'in kimya devi ChemChina dünya tohum devlerinden İsviçre merkezli Syngenta'yı satın aldı.
23- Şeker Kurumu ile Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu kapatılarak Tarım bakanlığına devredildi.
24- Yol hikayeleri ile Anadolu’nun sesi olan Tayfun Talipoğlu yaşama veda etti.
Sağlık, mutluluk ve barış dileklerimizle yeni yılınızı kutlarız.

27 Aralık 2016 Salı

ESRAR’ın (MARİJUANA) ham maddesi, dünyanın (iktisat, sanayi, tarım, çevre, endüstri yönünden) en yararlı bitkisi: KENEVİR hakkında çok ilginç/çok enteresan 18 temel bilgi

ESRAR’IN (MARİJUANA) HAM MADDESİ OLAN KENEVİR HAKKINDA
ÇOK İLGİNÇ & ÇOK ENTERESAN 18 BİLGİ‏!..
Dünyanın En Önemli Endüstriyel Bitkisi İken; Bazı ülkeler ile özellikle Türkiye Cumhuriyetinde Üretimi Yasaklanan Kenevir Hakkında 18 Çok İlginç Bilgi:
Kenevirin üretimi ve satışı, dünyanın bazı ülkelerinde tamamen yasaklıdır; bazılarında ise kısıtlı olarak yapılabilmektedir. Türkiye de, kenevirin yasaklı olduğu ve uyuşturucu sınıfında yer aldığı ülkelerden biri. Dolayısıyla kenevir deyince, sizin de aklınıza sadece “marijuana” geliyor olabilir; üzülmeyin çünkü suç sizde değil.
Peki eski tarihlerde üretimi yaygın olan ve hatta Amerika’da üretimini yapmayan çiftçilerin hapse atılmasına neden bu bitki, niçin bizim düşmanımız? Kenevir bize ne etti? Bu sorunun cevabını vermeden önce, kenevirin hiç bilmediğiniz faydalarına bir bakalım:
Neden yasaklandığı yazının en altında açıklanıyor okuyunuz
1. Bir dönümlük kenevir, 25 dönümlük orman kadar oksijen üretir.

2. Yine bir dönümlük kenevirden, 4 dönüm ağaça eş kağıt üretilebilir.

3. Kenevir tam 8 kez kağıda dönüştürülebilirken, ağaç 3 kez kağıda dönüştürebilir.

4. Kenevir 4 ayda yetişir, bir ağaç ise 20-50 yılda…

5. Kenevir, gerçek bir radyasyon temizleyicidir.

6. Kenevir dünyanın her yerinde yetiştirilebilir ve çok az suya ihtiyaç duyar. Ayrıca kendisini böceklerden koruyabildiği için tarım ilacına da ihtiyaç duymaz.

7. Kenevir ile yapılan tekstil ürünleri yaygınlaşırsa, tarım ilacı sektörü tamamen ortadan kalkabilir.

8. İlk kot pantolon, kenevirden yapılmıştır; hatta “kanvas” kelimesi kenevir ürünlerine verilen isimdir. Kenevir ayrıca ip, halat, çanta, ayakkabı, şapka yapımı için de ideal bir bitkidir.

9. Kenevir, AİDS ve kanser tedavisinde kemoterapi ve radyasyon etkisini azaltma; romatizma, kalp, sara, astım, mide, uykusuzluk, psikoloji, omurga rahatsızlıkları gibi en az 250 hastalıkta kullanılmaktadır.

10. Kenevir tohumunun protein değeri çok yüksektir ve içindeki iki yağ asidi de doğada başka hiçbir yerde bulunmamaktadır.

11. Kenevirin üretimi soyadan bile daha ucuzdur.

12. Kenevirle beslenen hayvanlar, hormon takviyesine ihtiyaç duymaz.

13. Plastik ürünlerin tamamı, kenevirden üretilebilir ve kenevir plastiğinin doğaya dönüşmesi oldukça kolaydır.

14. Bir arabanın gövdesi kenevirden yapılırsa, dayanıklılığı çelikten tam 10 kat fazla olur.

15. Binaların yalıtımı için de kullanılabilir; dayanıklı, ucuz ve esnektir.

16. Kenevirle yapılan sabunlar ve kozmetik ürünler, suyu kirletmez; yani tamamen doğa dostudur.

17. Sayısız faydası olan kenevir, bir zamanlar dünyanın en önemli üretim bitkilerinden biriydi ama bugün, üretimi yasak.

18. Hatta Amerika’da 18. yüzyılda üretimi zorunluydu ve üretmeyen çiftçiler hapse atılıyordu. Ancak durum şimdi tam tersi.
Nedenini ise, şu bilgiler ışığında anlamak hiç de zor değil:
-W. R. Hearst, 1900’lü yıllarda Amerika’da gazete, dergilerin ve medyanın sahibiydi. Ormanları vardı ve kağıt üretiyordu. Eğer kenevirden kağıt yapılırsa, milyonlarını kaybedebilirdi.
-Rockefeller, dünyanın en zengin adamıydı. Petrol şirketi vardı. Bio yakıt olan kenevir yağı da, elbette onun en büyük düşmanıydı.
-Mellon, Dupont şirketinin ana hissedarıydı ve petrol ürünlerinden plastik üretmek için patente sahipti. Ve kenevir endüstrisi, onun pazarını tehdit ediyordu.
-Sonra ise, Mellon ABD Başkanı Hoover’in hazine bakanı oldu. Bu bahsettiğimiz büyük isimler yaptıkları toplantılarda, kenevirin bir düşman olduğuna karar verdiler. Ve onu ortadan kaldırdılar. Medya aracılığıyla, marihuana sözcüğüyle birlikte keneviri, insanların beynine, zehirli bir uyuşturucu olarak kazıdılar. Kenevir ilaçları piyasadan çekildi, bunun yerini bugün kullanılan kimnyasal ilaçlar aldı. Kağıt üretimi için, ormanlar katledildi. Tarım ilaçları ile zehirlenme ve kanser arttı.
Ve derken dünyamızı plastik çöplerle, zararlı atıklarla donattık…
İnsanoğlu, doğayı tüketmenin bir yolunu her zaman bulur ne de olsa; değil mi?
Yararlanılan Kaynak: İndigo Dergisi // [status publish]  [geotag on]  [publicize off|twitter|facebook]  [category istihbarat]  [tags NARKOTİK DOSYASI, ESRAR, HAM MADDE, KENEVİR, İLGİNÇ BİLGİ]
Digi.Security@isnet.net.tr - NARKOTİK DOSYASI :